29 Ocak 2015 Perşembe

BÜYÜ DÜKKANI /YEŞİM TÜRKÖZ

Herkese merhabalar.
Bugün sizlere çok tanınmayan -bestseller listesinde adı geçmeyen- ama her insanın okuması gereken bir kitabı tanıtmak istiyorum. Merak etmeyin sadece tanıtıcam. Spoiler yok. Bu tanıtım yazısını okuduktan sonra kitabı okumanızı çok isterim.
Ben 14 yaşımdayken teyzem çok yorgun olduğu gerekçesiyle bana sesli okutmuştu bu kitabı. 30. sayfadan sonra teyzem uyumaya gitti. Ama ben kitabı bitirmeden bırakır mıyım?
O yaşta bile çok etkilenmiştim. Daha sonraları Aylin ile kitap tahlilleri yapma kararı aldık. Kitapları okuyup içeriğine uygun yerlerde kitapları beraber tartışacaktık. Aylin edebiyat son sınıf bu arada. Tam da adamını buldum anlayacağınız.
 Sayısalcı olmam nedeniyle hiçbir arkadaşımın kitaptan ben kadar keyif almadığı -malesef- gerçeğini kabullenmiş bulunuyorum. Önceleri çok direndim. Tüm arkadaşlarıma teşvik amaçlı en heyecanlı polisiyeler önerdim. Arkadaşlarım ne yaptı biliyor musunuz? Dayanamayıp kitabın sonunu okuyup katili öğrendiler :)) Mesele katili bilmek değil ki azizim, mesele o merakla kitabı bitirmek ..:))

Neyse bu acı gerçekten sonra kitabımıza dönelim. Tahlilimize hangi kitapla başlayalım diye düşünürken ben aklımda tek bir kitap vardı tabi ki. Büyü Dükkanı.

Yazıyı okumadan önce kitabımızı okumuş olanlar zaten şanslı kesim arasında ;)
Bu satırları yazarken Büyü Dükkanı isminin kitaba ne kadar yakıştığını tekrar fark ediyorum. Hayatı nasıl yaşayacağımız ve hangi açıdan bakacağımız bizim ellerimizde. Ne yaşayacağımız değil nasıl yaşayacağımız. Ne yaşayacağımızda kader etkili. Ama hislerimizin patronu biziz. Bu patronluk da bizim büyümüz.
Kitapta da insanların bu büyüyü satın alabileceği bir "Büyü Dükkanı" betimlenmiş.
Neyi ne kadar istiyoruz, elimizdekilerin kıymetinin farkında mıyız? Sadece bir şeye hırsla odaklanmışken elimizdekilerin hızla yitip gittiğinin farkında mıyız?
Kitabın yazarı bir psikoterapist ve kitap bir psikoterapi şekli olan "Magic Shop" isimli teknikten esinlenerek yazılmış.
Kitaba başladığımda 'okuyucuya teşekkür' kısmında beni tavladı zaten. Alıntı yapmak isterim:
"...O noktada, yazdıklarınız size ait olmaktan çıkmaya başlamıştır. Onları, iki karton kapağın arasında donup kalmaktan kurtaracak ve soluk aldıracak okuyucuya emanet etmişizdir umutla. Artık yolculuk başlamıştır. Kim bilir o satırlar, hangi duraklarda kimlerle buluşacaklardır...."

Kitabın ana teması çok net. Hayatınızda istediğiniz ama sahip olmadığınız veya kaybettiğiniz/kurtulmak istediğiniz şeyler için Büyü Dükkanı'ndaki ihtiyarın kapısını çalıyorsunuz. Pazarlık başlıyor. Karşılığında dedemiz sizden bir şey istiyor. Sahip olup kıymetini bilmediğiniz bir şey. Dükkandan aldığınız şey, istediğiniz şeyden çok farklı oluyor.
"...Ben, bugüne kadarki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. Size teşekkür ederim..."
"...Zafer meşalesi ise ancak savaştan arta kalan, yakılıp yıkılmış savaş alanını aydınlatır. Ne yazık ki savaşlardan sonra görüp görebileceğimiz tek şey budur. Ve anlarsınız ki, savaşta önemi olan savaşma gücünüzden çok, acıya dayanma gücünüzdür..."

Anlatmak ve alıntılamak istediğim pek çok şey var lakin merakınız kaçar diye korkuyorum. Yazıyı bitirir bitirmez okuyun kitabı lütfen. Tuğla cinsi olanlardan da değil ayrıca 135 sayfa. Dolu dolu 135 sayfa.

"Belki de asıl bırakmak istedikleri yalnızca isimleriydi. Acaba bu insanlar, dünyaya bir isim bırakmanın bedelini mi ödemişlerdi, yoksa dünyaya bıraktıklarının yanında isimleri de mi kalmıştı?..."

"İnsan bazen bir yeniliği denerken bile, eski alışkanlıklarını tekrar ediyor. Tıpkı bir kumarbazın, kumarı bırakacağını kanıtlamak için bahis oynaması gibi..."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder